install
  1. şubatta eylül hayali/

    şubatta eylül hayali
    kışa sonbahar manası
    zaman alt üst, denge ters yüz
    her soluğa hüzün çabası
    her yıla birden çok güz

    şubatta eylül hayali
    yaprağa sarı çal havası
    tir titreyen kalp mevhumu
    gözde bulut yaza niyet
    yeni üzüm bağbozumu

    şubatta eylül hayali
    olmayacak düşe dua
    son deminde kışa nispet
    belki sade şiir sözü
    kulağa hoş gelsin maksat

    şubatta eylül hayali
    şubatta eylül hayali
    şubatta eylül, hayali
    şubatta eylül, hayali…

    1 Şubat ‘10

  2. kar/

    İstanbul’da karın üçüncü günü. Renklerin beyaza teslimiyetinin, her şeyin daha yumuşak görünürlüğünün, soğuğun nezaketle tanışmasının üçüncü günü.

    İstanbul görebildiğime beyaz, odam bir pencere büyüklüğü kadar. Aramıza en azından ince bir cam ayrılığı, çünkü kar üşütmezken güzel ve eriyip üstümde ıslatmazken. Bana dokunmazken kar, dokununca su. Üstünde beyazından çok bir kaybolma korkusu…

    Kar gibi ömrü olmak nasıl bir şey, kar olmak nasıl bir şey, kar kar olduğunu bilir mi, ben ben olduğumu? Ben gibi ömrü olmak kelebek kadar yaşamak mı meğer, bir güne bir ömür sığdırmak mı bilmeden?

    Karın İstanbul’da üçüncü günü, benim kelebeğin kanadındaki yarı yolum. Üstümde bir kaybolma korkusu hep. Ben kar, kar ben…Ne o kalır birkaç zamana, ne ben. Olabildiğine beyaz olsun gölgelerimiz o zaman…

    25 Ocak ‘10

  3. victor/

    sen insanları sevdiğin zaman

    ben seni seviyorum

    sen ağaçları sevdiğin zaman

    ben seni seviyorum

    ilk kar düşüyor arka bahçeye

    seviniyorsun, kışı seviyorsun

    ben seni seviyorum

    her günü kahveyle başlatmayı

    öylece durup

    zamanı yavaşlatmayı

    sarma sigarayı

    o kimbilir kaç yıllık eskimiş çantayı seviyorsun ne de çok

    kelimeleri bozup yapmayı

    uykuya kocaman günü satmayı

    her değdiğine kendinden katmayı seviyorsun

    bana ekleniyorsun

    bana ekleniyorsun

    beni büyütmeyi seviyorsun sen

    çocukluğumu incitmeden

    ben seni seviyorum


    sen beni seviyorsun

    sen beni seviyor musun

    sen beni sahi seviyorsun

    sen beni sevdiğin zaman

    işte en çok o zaman

    ben kendimi seviyorum…


    25.01.2010

  4. Matruşka Filmler

    Film içinde film temasıyla sinemanın büyülü perdelerini aralayıp, bizi filmin tam ortasına yerleştiren ve “artık bütün sırlarınızı biliyorum ve bilip de seviyorum sizleri” dedirten 7 film konuk oluyormuş ocak ayında İstanbul Modern sinema salonuna. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Hayallerim Aşkım ve Sen de içlerinde. Kulaklarımda dolanmaya başladı bile Esin Engin’in muhteşem notaları ve elinde 35 mm makaralarla çok özlediğim Şener Şen göz kırpıyor uzaklardan bir yerden. Gitmek lazım, görmek lazım bir kez bir kez daha hem de beyaz perdede.

    Program İstanbul Modern web sitesinde. Gösterimler müze ziyaretçilerine ücretsizmiş üstelik.

    İyi seyirler…

  5. I see trees of green, red roses too
    I see them bloom, for me and you
    And I think to myself, what a wonderful world

    I see skies of blue, and clouds of white
    The bright blessed day, the dark sacred night
    And I think to myself, what a wonderful world

    The colors of the rainbow, so pretty in the sky
    Are also on the faces, of people going by
    I see friends shaking hands, sayin’ “how do you do?”
    They’re really sayin’ “I love you”

    I hear babies cryin’, I watch them grow
    They’ll learn much more, than I’ll ever know
    And I think to myself, what a wonderful world

    Yes I think to myself, what a wonderful world…

  6. minor swing…(for emmet ray:)

  7. vapurlar/

    Barbaros’tan Beşiktaş’a inerken
    Yıldızlı köprünün hemen üstünden
    Vapurlar görüyorum dünya gözüyle
    Işığıyla köpüğüyle sisi yaran göbeğiyle
    Düdüğüyle vapurlar
    Gördüğüyle gezdiğiyle bildiğiyle vapurlar
    Hava yarı kara yarı ak
    Yağmur -mazmış gibi yağarak
    Saçıma iki damla vapura iki damla
    Denizine dönüyor
    Ben denize yürüyorum
    Vapurlar gizleniyor
    Birkaç ağaç onca insan çokça şehir ardına
    Aklıma tutunup da
    Gözümden kaçıyorlar
    Başka gözlere girip
    Beni unutuyorlar
    Hava çokça kara biraz ak
    Yağmur nerdeyse sağnak
    Barbarostan sola alıp denizi
    Sağ yanımı şehrin çökük omzuna dayıyorum
    Hızlı adım, yağmurlu yüzüm, unutulmuşluğumla
    Vapurlar düşlüyorum
    Vapurlar yazıyorum…

    25.12.2009

  8. “you made a mistake Emmet Ray…”

    Dünyanın en iyi ikinci caz gitaristi Emmet Ray üzerine bir Woody Allen hikayelemesidir film. En iyisi bir çingene, Django Reinhardt’tır ki bu başka bir hikayenin konusudur ve başka yerde anlatılmalıdır. Gerçek mi kurgu mudur Ray, çözülemez, gerçek adamlar anlatır hikayesini ama gözlerindeki muzip pırıltı şüpheye düşürür izleyeni. Müthiş gitar melodileri ve trenler eşliğinde Emmet Ray’i (Sean Penn), arz-ı endam ettiği tüm sahnelerde en çok Hattie’ yi (Samantha Morton) izlersiniz. Soyun artık şu ışıltılı elbiseni, içini görelim Ray der, Blanche’ın (Uma Thurman) psikolojik çözümlemelerinden medet umarsınız. Kahraman son ana dek direnir ki olması gereken budur, filmdir…

    Gitardan trenin sesine, Emmet Ray’den tek sevgilisine son melodiler dökülür,

    -i made a mistake…

    *Filmin, adını bir George Gershwin parçasından aldığı öğrenilir ve gecikmeden keşfe çıkılır.

  9. “düşmedim, kendimi bıraktım…”

  10. yok

    Her şeyin zamanını unuttum, her şeyin niyesini unuttum ve hatta her şeyin kendini unuttum. Ama kalanları ve bölenleri benimle. Ruhumu kaç yüz bin parçaya bölüyor… Kırgınım, biraz da kızgın. Ama neden? Hatırlamıyorum. Hiç bir şeyi hatırlayamıyorum zaten. Civarlarını hatırlıyorum, sonralarını.

    O beni bilmiyor. O benim öncemi bilmiyor, bilse de ona ne. Önceden bağımsız bir şimdi olabilsem, olmuyor. O bir küçük çocuk, içim seviyor esasen, dışım tepkili. İçim ben, dışım da ben, o zaman hangisi gerçek, hangisi ben? Jacob Singer kendini bulmuş, öyle dediler, bulmanın bedeli ağır ama. Uzun kırmızı koridorlar boyu aramak, bulacağın şeyden korkarak…

    Bulmak deyince birden, aklıma eskiden karaladığım bir kaç satır geldi ama yazmıyorum şimdi. Çünkü dil oyun oynuyor bana, beynimi gıdıklıyor, ne söylemek için başladım bak nerelere sürüklüyor.

    En büyük özgürlüğüm ama en büyük esaretim, dilim, sana selam olsun…

  11. üstünü “kapatmak”tan vazgeçip her şeyi ortaya döksek…eteğimizdeki taşları, en batağımızdaki enn pis suçları. bir kere kirletsek her şeyi, sonra içinde boğulsak. nefes alıyor(-muş) gibi yapmaktan iyidir. birbirimizi seviyor(-muş) gibi yapmaktan iyidir…
  12. kimbilir hangi bir zaman kipinde

    üstünde bir ipin

    ya da

    tipinde bir bozukluk mevcut meçhul mevsimde

    kimbilir hanginin kalbini taşıyorum…

  13. “bir günlük kral olmayı ömür boyu ahmak olmaya tercih ederim…”