Her şeyin zamanını unuttum, her şeyin niyesini unuttum ve hatta her şeyin kendini unuttum. Ama kalanları ve bölenleri benimle. Ruhumu kaç yüz bin parçaya bölüyor… Kırgınım, biraz da kızgın. Ama neden? Hatırlamıyorum. Hiç bir şeyi hatırlayamıyorum zaten. Civarlarını hatırlıyorum, sonralarını.
O beni bilmiyor. O benim öncemi bilmiyor, bilse de ona ne. Önceden bağımsız bir şimdi olabilsem, olmuyor. O bir küçük çocuk, içim seviyor esasen, dışım tepkili. İçim ben, dışım da ben, o zaman hangisi gerçek, hangisi ben? Jacob Singer kendini bulmuş, öyle dediler, bulmanın bedeli ağır ama. Uzun kırmızı koridorlar boyu aramak, bulacağın şeyden korkarak…
Bulmak deyince birden, aklıma eskiden karaladığım bir kaç satır geldi ama yazmıyorum şimdi. Çünkü dil oyun oynuyor bana, beynimi gıdıklıyor, ne söylemek için başladım bak nerelere sürüklüyor.
En büyük özgürlüğüm ama en büyük esaretim, dilim, sana selam olsun…